Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

27 Nisan 2013 Cumartesi

GEZDİM, GÖRDÜM, YAZDIM - 2. BÖLÜM (İŞİMİZ MÜZİK-NOSTALJİ GECESİ)



Efenim, biliyorsunuz ben müzikte mekan, zaman, tür sınırlaması yapmadan her tür güzel müziğin hastasıyım ve özellikle 60'lı, 70'li ve 80'li yılların müzikleri ve şarkıcılarını da en az 90'lar kadar sever, canıma sararım. Benim için çok özeldir plaklardan kulağıma dolan sesler, her ne kadar şu an plak dinlemeye çok imkanım olmasa da. O plakların çıtırtısından akan ses beni bambaşka dünyalara götürür. 17 Nisan gecesi, o plaklardan süzülüp gelen sesler tam karşımdaydı. Çok sevdiğim Bora Ayanoğlu’nun önderliğinde İşimiz Müzik adlı bir dönemin dev seslerini – Bora Ayanoğlu, Coşkun Demir, Güzin ile Baha, Sevda Karaca, Alagözler, Fatih Mühürdar - yeni kuşakla buluşturan gece için annemle Roxy’deydik. Benim için cennet gecelerden biriydi. Elimi sallasam bir efsaneye çarpıyor. Ersan Erdura, Nazan Şoray, Bilgen Bengü ve daha nice değer dostlarını desteklemeye gelmiş. Hemen Ersan Erdura ile bir fotoğraf çektiriyorum. Zira çoook eskilerden beri hayran olduğum seslerden biri ve geçen senelerde Gazino Show programında tanışma imkanı bulduğum kıymetli sanatçılardan. Beni hatırladı mı bilmem ama bir daha gördüğünde artık unutmaz heralde. Sonra Bora Ayanoğlu’na yanımda getirdiğim Aklım Sende CD’sini imzalatırken ayak üstü sohbet etme imkanı buluyoruz. Çok centilmen ve kibar, annemin ayakta kalmaması için işini gücünü bırakıp sandalye arıyor. Onunla da fotoğraf çektiriyoruz. Bana eski
şarkılarının yeni düzenlemelerinin yanı sıra yeni dört şarkısını içerecek bir albüm hazırladığı müjdesini veriyor. Set başında örnek aldığım müzik yazarı, eleştirmeni ve DJ'lerinden Yavuz Hakan Tok var ve tabi ki neşe küpü, enerji deryası eşi Elhan Tok’u da görmemle gece iyice neşelendiriyor. Önce tüm sanatçılar birlikte çıkıp Bora Ayanoğlu’nun geceye özel bestelediği İşimiz Müzik şarkısını seslendiriyor. Güzin ile Baha çıkıyor, onları sahnede izleyince, yaşım o döneme yetişmediği için üzülüyorum ama bu devler iyi müziğin mutlaka iyi kulaklarla zamandan öte bir bağlantıyla buluşacağını kanıtlıyor. Güzin ile Baha hem şarkılarının hikayesini anlatıyor hem de sanki aradan bu kadar yıl geçmemişçesine bir dinamiklikle performans yapıyorlar. En son artık onlarla özdeşleşen Ateşböceğim ile sahneden iniyorlar. Sonrasında Bora Ayanoğlu çıkıyor, arka arkaya şarkılarını canlı seslendiriyor. Aynalar, O Yaz, Güller ve Dudaklar ve tabi ki Fabrika Kızı. O Yaz’da yanına Coşkun Demir’i de alıyor ve yeni albümünde bu albümü seslendireceği müjdesini veriyor. İkisi de çok doğal, günlük muhabbetlerini sahnede yaparken biz de onların yakınları gibiyiz. Spordan, havalardan bahsediyorlar. Sonra sahneyi Coşkun Demir alıyor, iki şarkıyı canlı söyledikten sonra Koca Çınar’la eskilere götürüyor. Arkasından Sevda Karaca. Sevda Karaca ile 6-7 yaşlarımdan kalma bir anım var. O zamanlar Pen Otel'de bir gece aralarında Sevda Karaca’nın da olduğu bir grup eğlencesinde ben de vardım ve orada bir fotoğrafını
imzalatmıştım, bunu söylediğimde güldü. O fotoğrafı hala saklarım, gelecek konserde götüreceğim. Sevda Karaca Tanımazsın Beni ile giriş yapıyor ve ben de favorim olan bu şarkıyla iyice coşuyorum. Sevda Karaca 2. şarkıda sahneden inip yanımıza geliyor Bir Sevda Geldi Başıma diyerek. Bir şarkı daha söyleyip sahneyi Alagözlere bırakıyor. Selçuk ve Rana Alagöz’ün onların söylediğini bilmediğim ne çok sevdiğim şarkısı varmış meğer. Önce Rana Alagöz solo olarak çıkardığı plaklardan şarkıları seslendiriyor sonra iki kardeş birlikte ve en sonra Selçuk Alagöz solo olarak performanslarını sergiliyor. Sonra ailenin üyelerinden üçüncü Alagöz’ü de yanlarına alarak bir şarkı seslendiriyorlar. Her Şey Bitmiştir Artık'la başlayan sahneleri, Ateş Bacayı Sarmış, Aşkın Gözü Kör Mü, Malabadi Köprüsü, Deliyim Seviyorum gibi şarkıları seslendiriyor.

Bu arada değinmeden geçemiycem, sanatçılar şarkılarını seslendirirken arka fonda o dönem çıkmış plaklarının ve çeşitli fotoğraf ve haberlerinin görsellerinin yansıtılması çok hoş olmuş. En son Selçuk Alagöz yaptığı yeni iddialı şarkıyı seslendiriyor. Gecenin tüm yükünü omuzlarında taşıyan, şu ana kadar yazmayı unuttuğum ve performansıyla çok beğendiğim Fatih Mühürdar gecenin kapanışını yapıyor. Kendi yazdığı, taşlama türünde Toparlan Tatile Gidiyoruz şarkısıyla, başarılı sunumlarıyla ve gece boyunca anlattığı anekdotlarla gecenin neşesi oluyor. Her bakımdan rüya gibi geçen bu gece sona erdiğinde kulis alanında sanatçıları gidip tebrik ediyorum ve ayaküstü sohbetler eşliğinde fotoğraf çektiriyorum. Hepsi çok sıcak ve sahnede olmanın mutluluğu gözlerinden okunuyor. En son Bilgen Bengü’yü görüyorum, annem çok istiyor özellikle onunla bir fotoğraf çektirmek, gecede kazara sandalyesi annemin çok yakınına düştüğü için endişelenmiş, yanımıza geliyor, bir şey olup olmadığını soruyor, endişelenmiş. Biz de teşekkür ediyoruz, kulağına eğilip "neyse en azından bizi artık unutmazsınız" diyorum, gülüyor. Bir fotoğraf daha çekildikten sonra artık gitme vakti, kulağımda 70li yılların sesleri, aklımda gecenin notları, güzel bir gece daha –ne yazık ki- hemencecik bitiveriyor. Ancak bu gece daha devam edecek. Muhakkak siz de bu güzel nostalji gecelerinden birine denk gelmelisiniz.














Hiç yorum yok: